5 Haziran 2008 Perşembe

mutlucuk..

(son zamanlarda) en azından mutlucuk oluyorum.:) olsun..

Kimsin? Nesin? Neyimsin?

Tanımlayamıyorum,tanıyamıyorum seni. İnsan mısın, nesin, neden kanattıysan beni.. Tek bildiğim bu için için kanadığım ve beni boğduğun bir içimlik acılar. Sen hep imkansız oldun. Sevincin resmi olabilecekken, yan çizmeyi yeğledin bu resme. Belki de, Sen kendim öremediğim saçlarım, düzleştiremediğim lülelerimsin fön makinelerini isyan ettiren.. Beklerken uyuyakaldığım en sevdiğim dizi film gibisin. Sen mırıldandığım kahır şarkısı, hafta sonuna denk gelen bayram tatilisin. Hep üstüne basıp tökezlediğim ayakkabı bağcıklarımsın. Mis gibi çayımı doldururken çatlayan çay bardağı gibisin. Tıklım tıklım dolu bir yerde benim başıma pisleyen güvercinsin. Şans mısın, kör talih mi?..Tabu kelimelerim gibisin dilimde. Sürekli kayan paspasım, her sınavda bozulan uçlu kalemimsin. İştahla açtığımda üzerime foşşlayan kolalarım gibisin. Birinin Çalkalamasına Gelmiş.. Kapının arkasında unutulan anahtar, pratik sırası geldiğinde unuttuğum ecnebi dilimsin. Lanete uğramış gönül köyümsün, il olmayı bekleyen. Geçmeyen dakikalar, göz açıp kapayıncaya kadar geçen yıllarım gibisin.. Tebessümümdeki burukluksun. Şişirirken patlayan, en sevdiğim, mavi balonuma benziyorsun. Patladığı yetmiyormuş gibi dudaklarımı yakan. Ama bunların hiçbirinden vazgeçemem. Sen kördüğüm gibisin. Asla vazgeçemediğim.!


www.siyahkahve.com

13 Mayıs 2008 Salı

Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... CAN YUCEL

sözün bittiği, yeni hayatların başladığı an..

7 Mayıs 2008 Çarşamba

..Yağmur..

Uzun zamandır yağmamış yağmur. Birikmiş, toplanmış gibi bir anda boşalıyor. Odamın penceresinden dışarı şaşıkınlık ve mutlulukla bakıyorum. Seviyorum yağmuru. Zaten küçüklükten öğretildi bu bana. Anannem, Pamuk'um öğretti, "Yağmuru sev. Herkese iyi gelir o. Herşeyi yeniler. Rahmettir o." dedi. Ben de sevdim. Karşılıksız. Bazen bana iyi gelmesini, bazen beni yenilemesini sevdim yağmurun. Beni yıkayıp paklamasını sevdim. Ha birde annemin, babamın "Yağmurda ettiğin dua kabul olur." demelerinden sonra oturup dua etmeyi. Ama korktum da zaman zaman. Belki de geldiği yer belli olmadığından. Hani öyleyimdir ya ben; biri derdi ya hani "Herşey kendini belli etmez,başını sonunu bilemezsin bazı şeyin. O zaman aklını kenara koyup hissetmen gerekir..." diye. Uzun zaman oldu bunu duyalı o da gitti, başkası da. Unutuldular. Belki de sevgiye saygımı alıp götürenler de onlardı. Ya da belki hiç sevmedim koşulsuzca. Ama bak şimdi dışarıya, nerden geldiği belli olmayan yağmur damlaları bile tek tek düşmüyor toprağa...


kaynak:www.siyahkahve.com(deneme yamulma)

11 Nisan 2008 Cuma

iyi uykular..

Vatandas 'Türk Osman' Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin alarmiyla gözlerini açti.
Puffy yorganini kaldirdi.
Hugo Boss pijamalarini çikarip Adidas terliklerini giydi.
WC'ye ugradiktan sonra banyoya geçti.
Clear sampuan ve Protex sabunuyla dusunu aldi.
Colgate ile dislerini firçaladi . Rowenta ile saçlarini kuruttu.
Bill's gömlegini ve Pierre Cardin takimini giydi. Lipton çayini içti.
Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri izledi.
Citizen kol saatine bakti. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai otomobiline bindi.
Blaupunkt radyosunu açarak, rock müzigi buldu. Agzina bir Polo seker atti Sehrin göbegindeki Mega Center'daki ofisine varinca, Casper bilgisayarini çalistirdi.
Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy' dan Nescafe 'sini istedi.
Saat 10.00'a dogru açligini yatistirmak için Grisini yedi.
Öglen Wimpy's Fast Food kafeteryaya gitti.
Ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdi.
C amel sigarasini yakip Star gazetesini karistirdi.
Aksam-üzeri is çikisi Image Bar'a ugrayip JB 'sini yudumladi, sonra kösedeki Shopping Center'a ugradi.
Esinin siparis ettigi Persil Supra deterjan, Ace çamasir suyu, Palmolive sampuan, Gala tuvalet kagidi ,
Sprite gazoz ve Johnson kolonyayi alarak kasaya yanasti.
Bonus kartiyla faturayi ödedi.
Hafta sonu esi Münevver'le Galleria'ya giden Osman Bey, Showroom'lar dolasip Kinetix ayakkabi,
Lee Cooper blue jean satin aldi.
Aksam evde bir gazetenin verdigi TV Guide' a göz atan Osman Bey,kanallar arasinda zapping yaparak, First Class, Top Secret,Paparazzi gibi programlar izledi.
Ayni anda Outdoor dergisini karistirdi. Saat 22.00'ye dogru Show'da Türk dili üzerine panel basladi.
Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu kapatip yatak odasina geçerken, kendini mutlu hissetti.
' Ne mutlu Türk'üm diyene!' diye gerindi ve uyudu.
Hala da uyuyor..

iyi uykular sevgili milletim--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~

9 Mart 2008 Pazar

8 mart


benim başlıklarım da meşhur olacak(32.gün,8mart...)..:) demtçiğin de dediği gibi gittiğimiz müze(S/S/M) öğrenci piskolojisiyle gidilebilir yerlerden bitanesiydi fakat bukez öğrenciliğimizi değil bayanlığımızı kullandık:)
hatta;
-ya,, müze indiğimiz yere yakın mı acaba?
-yakınsa taksiyle, uzaksa yürüyerek gideriz napalım..
sonrasında uzun bi sessizlik, sonrasında kahkahalar.:) istanbulda öğrenci olmak zor, çok zor..:))
.

6 Mart 2008 Perşembe

32.Gün


Mehmet Ali Birand ve ekibi program için okulmuza geldi, tartışmalar(g.saray f.bahçe maçı, terör, türban, yök başkanı, kuzey ırak'a girişimiz ve çıkışımız). katılan öğrenciler kendi düşünceleriyle yorum yapacaklardı fakat M.Ali Birand uzman bir sunucu olduğundan programını istediği gibi başlattı istediklerini söyletti istediği tartışmaları istediği doğrultuda açtı ve bitirdi, umulandan farklı sözler söylendi, herkes kendinin dışına çıkarak tartıştı durumları. hoş değildi bunlar öğrencileri kukla gibi şekillendirip hırçınlaştırdı söylenmeyen söz kalmadı.
İşinde profesyonel ve akıllı bir adam. Akıllı adamlar görüş ve düşüncelerini bir şekilde kabul ettirir(kişilere ters düşse bile) ve peşinden koşturur. Görüşlerime ters düşse dahi akıllı kişilere saygım sonsuz.
Sınırlarınızı zorlayarak aklınızı sonuna kadar kullanmanız dileğiyle..
.